Genel

UEFA FIFA organizasyonlarını neden boykot etmek istiyor?

FIFA’nın Dünya Kupası ve diğer turnuvalarının ticari faaliyetlerini 20 milyar dolar değer biçilen yeni bir şirkette toplama ve bu şirketin yüzde 20’sini özel yatırımcılara açma planı, dünya futbolunda büyük bir yönetim krizine yol açtı. UEFA…

FIFA’nın Dünya Kupası ve diğer turnuvalarının ticari faaliyetlerini 20 milyar dolar değer biçilen yeni bir şirkette toplama ve bu şirketin yüzde 20’sini özel yatırımcılara açma planı, dünya futbolunda büyük bir yönetim krizine yol açtı. UEFA ve 55 üye federasyonu FIFA turnuvalarını boykot etme kararı alırken FIFA, 4,2 milyar dolara kadar yatırım toplamayı hedeflediği projeden geri adım atmadı.

UEFA’ya bağlı 55 ülkenin futbol federasyonu, FIFA’nın Dünya Kupası ve diğer organizasyonlarının ekonomik yapısını özel yatırımcılara açmayı öngören planına karşı ortak hareket etme kararı aldı. UEFA’nın 30 Temmuz’da düzenlediği olağanüstü toplantıda kabul edilen karara göre Avrupa ülkelerinin millî takımları, söz konusu proje tamamen geri çekilmediği sürece FIFA tarafından düzenlenen organizasyonlara katılmayacak.

Boykot kararı yalnızca erkekler Dünya Kupası’nı değil, FIFA’nın düzenlediği kadınlar, gençler, futsal ve diğer millî takım organizasyonlarını da kapsıyor. UEFA, FIFA’nın benzer bir özel mülkiyet modelini gelecekte yeniden gündeme getirmeyeceğine ilişkin bağlayıcı güvence verilmesini de istiyor.

Krizin merkezinde FIFA Başkanı Gianni Infantino tarafından hazırlanan FIFA Forward Enterprise, kısa adıyla FFE projesi bulunuyor. FIFA, yayın hakları, sponsorluklar, bilet satışları, ağırlama hizmetleri, lisanslı ürün gelirleri ve turnuvaların operasyonel yönetimini yeni kurulacak bir şirket çatısı altında toplamayı planlıyor.

FIFA’nın hesaplamasına göre yeni şirketin başlangıçtaki değeri yaklaşık 20 milyar dolar olacak. Şirketin yüzde 20’ye kadar olan bölümünün kontrol yetkisi vermeyen azınlık hisseleri şeklinde özel yatırımcılara satılması ve bu yolla 4,2 milyar dolara kadar sermaye toplanması hedefleniyor. FIFA, şirketin kontrolünün kendisinde kalacağını; turnuva formatları, maç takvimi, futbol kuralları ve sportif kararlar üzerinde yatırımcılara herhangi bir yetki verilmeyeceğini savunuyor.

Federasyonların önüne milyarlarca dolarlık paket konuldu

FIFA, projeyi dünya futbolunda kalkınma yatırımlarını artıracak yeni bir finansman modeli olarak sunuyor. FIFA’nın açıkladığı plana göre 211 üye federasyonun her biri, 2027-2030 dönemi için 20 milyon dolar FIFA Forward kalkınma fonu alacak. Mevcut bütçede bu dönem için federasyon başına 8 milyon dolar ayrılmıştı.

Yeni sistemde bu miktarın 2031-2034 döneminde federasyon başına 22 milyon dolara, 2035-2038 döneminde ise 24 milyon dolara çıkarılması öngörülüyor.

Bunun yanında, FFE projesinin hayata geçmesi halinde federasyonlara FIFA Fast Forward Programme adı altında bir defaya mahsus 20 milyon dolara kadar ek kaynak sağlanacak. Bu paranın stadyumlar, millî takım tesisleri, antrenman merkezleri ve uzun vadeli altyapı projelerinde kullanılması planlanıyor.

Böylece bir federasyon, önümüzdeki dört yıllık dönemde 20 milyon dolarlık düzenli FIFA Forward fonuna ek olarak 20 milyon dolarlık özel proje fonuna erişebilecek. Federasyon başına açılabilecek toplam kaynak 40 milyon dolara ulaşacak. FIFA, diğer programlarla birlikte dünya futboluna yapılacak toplam kalkınma harcamasının dört yıl içinde 10 milyar doları aşabileceğini belirtiyor.

FIFA, 20 milyon dolarlık düzenli kalkınma fonunun federasyonların projeye destek verip vermemesinden bağımsız olarak dağıtılacağını açıkladı. Buna karşılık özel yatırımcıların sağlayacağı kaynakla finanse edilecek bir defalık 20 milyon dolarlık Fast Forward paketinin, ancak FFE şirketinin kurulması halinde devreye girmesi öngörülüyor.

İlk açıklamalarda federasyonların projeye ilişkin görüşlerini 19 Eylül’e kadar bildirmeleri istendi. UEFA ve diğer kıta konfederasyonları, milyarlarca dolarlık ve uzun vadeli sonuçlar doğuracak bir karar için verilen sürenin yapay biçimde kısa tutulduğunu savundu. UEFA, küçük ve orta ölçekli federasyonların önüne önemli miktarda para konulmasının oylama sürecini doğrudan etkileyebileceği görüşünde.

Dünya Kupası’nın kendisi değil, gelir üreten yapısı paylaşıma açılacak

FIFA’nın planında Dünya Kupası kupasının, turnuvanın adının veya FIFA’nın kurumsal yapısının doğrudan satılması söz konusu değil. Özel yatırımcılara açılması planlanan alan, Dünya Kupası ile FIFA’nın diğer turnuvalarının gelirlerini yöneten ticari ve operasyonel şirket olacak.

Ancak tartışmanın temelinde de bu ayrım bulunuyor. Dünya Kupası’nın sportif hakları ile ticari haklarının birbirinden tamamen bağımsız yönetilmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. Bir yatırımcının turnuva kurallarına doğrudan karar verme yetkisi bulunmasa bile şirketin gelirlerini ve değerini artırma beklentisi, FIFA üzerinde ekonomik baskı oluşturabilecek.

Daha fazla turnuva düzenlenmesi, mevcut organizasyonların daha sık yapılması, takım ve maç sayılarının artırılması, bilet fiyatlarının yükseltilmesi, yayın haklarının daha agresif biçimde pazarlanması ve yeni ücretli içerik modellerinin kurulması şirketin değerini büyütebilecek adımlar arasında bulunuyor.

FFE için hazırlanan yatırım sunumlarında da yayın hakları, sponsorluklar ve büyüyen turnuva portföyünün daha etkili biçimde ticarileştirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor. FIFA’nın yeni organizasyonlar yaratması veya mevcut turnuvaları büyütmesi, zaten son derece sıkışık olan uluslararası maç takviminde UEFA, AFC ve diğer kıta konfederasyonlarının turnuvalarına ayrılan alanı daraltabilir.

UEFA, bu nedenle dış yatırımcının yalnızca şirket bilançosuna ortak olmayacağını, zaman içinde uluslararası futbol takvimi ve turnuva formatları üzerinde dolaylı bir güç oluşturacağını düşünüyor. UEFA’ya göre özel yatırımcı şirkete girdikten sonra ticari getiri sürekli bir yükümlülüğe, yatırımcı beklentileri ise günlük bir baskıya dönüşecek.

Yatırım grubunun merkezinde Joshua Kushner bulunuyor

FIFA’nın planladığı yatırımcı grubuna, Joshua Kushner tarafından kurulan Thrive Capital bağlantılı Thrive Eternal adlı fonun öncülük etmesi bekleniyor. Joshua Kushner, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi.

Projenin mali danışmanlığını JPMorgan yürütüyor. Banka, FFE için potansiyel yatırımcılarla temasa geçilmesi ve sermaye toplama sürecinin hazırlanmasında görev alıyor. Reuters’a konuşan JPMorgan kaynakları, resmî yatırım çağrısı başlamadan önce bile projeye yönelik yoğun ilgi bulunduğunu bildirdi.

FIFA’nın hazırladığı takvimde yatırımcı arama sürecinin ağustos ayında başlaması, ilk niyet bildirimlerinin eylülde alınması, bağlayıcı yatırım taahhütlerinin ise ekim ayında tamamlanması planlanıyordu.

Yeni şirketin kontrolü FIFA’da kalacak olsa da özel sermayenin Dünya Kupası’nın gelecekteki ticari gelirlerine ortak olması, Dünya Kupası tarihindeki en kapsamlı mülkiyet değişikliklerinden biri anlamına gelecek.

UEFA’dan oybirliğiyle boykot

UEFA’nın olağanüstü toplantısında boykot kararı 55 federasyonun tamamının desteğiyle kabul edildi. Avrupa futbolunun yönetim organı, Dünya Kupası’nın bir yatırım ürünü olarak görülemeyeceğini ve FIFA yönetiminin turnuvanın ekonomik mülkiyetini gelecek kuşaklar adına korumakla yükümlü olduğunu açıkladı.

UEFA ayrıca projenin futbolun ilgili yönetim organlarıyla kapsamlı bir görüşme yapılmadan hazırlanmasına tepki gösterdi. UEFA’nın yanı sıra Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler Futbol Konfederasyonu CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu AFC de planın ayrıntılarını önceden resmî kanallardan öğrenmediklerini bildirdi.

UEFA, özel yatırımcıların FIFA organizasyonlarından hisse alması halinde futbolun temel kararlarının oyuncuların, kulüplerin, liglerin ve taraftarların çıkarlarından çok hissedarların getiri beklentilerine göre şekillenme riski taşıdığını savundu. UEFA’ya göre FIFA’nın gelecekteki gelirlerini bugünden sermayeye dönüştürmesi, dünya futbolunun geleceğinin ipotek altına alınması anlamına geliyor.

CONCACAF da projeyi reddetti

UEFA’nın boykot kararının ardından 41 üyeli CONCACAF da FIFA’nın projesini reddettiğini açıkladı. CONCACAF, UEFA gibi doğrudan boykot kararı almadı ancak planın hazırlanma sürecini, kısa karar takvimini ve FIFA’nın yönetim organlarından gerekli onayların alınmamış olmasını eleştirdi.

CONCACAF ayrıca FIFA’nın 2026 Dünya Kupası’nın ardından çok yüksek gelir elde etmiş olmasına rağmen neden dış yatırıma ihtiyaç duyduğunun açıklanmasını istedi. Konfederasyon, FIFA’nın mevcut rezervlerinin futbol kalkınma projelerinde kullanılabileceğini savundu.

UEFA’nın 55, CONCACAF’ın 41 üyesi bulunuyor. Böylece projeye karşı çıkan iki konfederasyonun toplam üye sayısı 96’ya ulaştı. FIFA’nın toplam 211 üyesi arasında FFE’nin kurulabilmesi için federasyonların çoğunluğunun, yani en az 106 üyenin desteği gerekiyor.

Projeye karşı çıkan federasyon sayısının 106’ya ulaşması halinde FIFA’nın gerekli çoğunluğu elde etmesi matematiksel olarak mümkün olmayacak. UEFA ve CONCACAF dışında yalnızca 10 federasyonun daha kesin ret oyu vermesi bu sonucu doğurabilir.

Asya Futbol Konfederasyonu projeyi henüz topluca reddetmedi ancak FIFA’nın tek taraflı hareket ettiğini ve girişimin bütün kıta konfederasyonlarının desteği olmadan başarıya ulaşamayacağını açıkladı. Afrika Futbol Konfederasyonunun ise projeyi yönetim organlarında değerlendirmesi bekleniyor.

FIFA geri adım atmadı

UEFA’nın boykot kararından sonra açıklama yapan FIFA, istişare sürecini sürdüreceğini bildirdi. FIFA, futbolun veya Dünya Kupası’nın satılmadığını, kurulacak şirketin kalıcı olarak FIFA’nın mülkiyetinde ve kontrolünde kalacağını savundu.

FIFA yönetimi, hiçbir kıta konfederasyonunun 211 üye federasyonun tamamı adına konuşamayacağını ve her federasyonun projeyi ayrı ayrı değerlendirme hakkı bulunduğunu belirtti. FIFA, FFE’nin federasyonların çoğunluğu tarafından desteklenmemesi halinde şirketin kurulmayacağını ve mevcut ticari yapının değişmeden devam edeceğini de açıkladı.

Infantino ise projeyi bir zorunluluk değil, futbolun ticari potansiyelini dünya çapındaki federasyonlarla daha fazla paylaşma fırsatı olarak tanımladı. FIFA’ya göre özel sermayeden sağlanacak kaynak özellikle futbol gelirleri düşük olan küçük ülkelerde altyapı, kadın futbolu, gençlik programları ve millî takım tesisleri için kullanılacak.

İlk kriz kadınlar ve gençler turnuvalarında çıkabilir

Boykotun ilk etkisinin erkekler Dünya Kupası’nda görülmesi gerekmiyor. FIFA’nın Avrupa’da düzenleyeceği 20 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası 5 Eylül’de Polonya’da başlayacak. UEFA federasyonlarının boykot kararını uygulaması halinde ev sahibi Polonya dahil Avrupa ülkelerinin turnuvaya katılımı ciddi bir belirsizliğe girecek.

Bir sonraki büyük sınav ise 2027’de Brezilya’da düzenlenecek Kadınlar Dünya Kupası olacak. Avrupa’nın önde gelen kadın millî takımlarının turnuvaya katılmaması, organizasyonun sportif ve ekonomik değerini büyük ölçüde düşürebilir.

Krizin devam etmesi halinde gençler Dünya Kupaları, futsal organizasyonları ve diğer FIFA turnuvaları da boykottan etkilenebilecek. Avrupa ülkelerinin olmadığı bir erkekler Dünya Kupası ise yayın gelirleri, sponsorluklar, bilet satışları ve turnuvanın sportif itibarı açısından FIFA’nın sürdürebileceği bir model olarak görülmüyor.

Türkiye de kararın kapsamına giriyor

Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA’nın 55 üyesinden biri olduğu için ortak kararın kapsamı içinde bulunuyor. UEFA’nın açıkladığı boykotun uygulanması halinde Türkiye’nin erkek, kadın ve yaş grubu millî takımları da FIFA organizasyonlarına katılmayacak.

Karar UEFA tarafından düzenlenen turnuvaları kapsamıyor. Avrupa Şampiyonası, Uluslar Ligi, Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi UEFA organizasyonları olduğu için Türkiye’nin ve Türk kulüplerinin bu turnuvalara katılımı boykot nedeniyle doğrudan etkilenmeyecek.

Asıl sorun Türkiye’nin Dünya Kupaları, gençler ve kadınlar Dünya Kupaları ile FIFA’ya bağlı diğer millî takım organizasyonlarına katılımında ortaya çıkacak.

Krizin arkasında yalnızca futbolun değerleri yok

FIFA ile UEFA arasındaki çatışma, özel sermayenin futbola girmesi konusundaki ilkesel bir tartışmadan ibaret değil. İki kurum arasında uzun süredir devam eden gelir, takvim ve yetki mücadelesi de krizin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

FIFA yeni ve daha büyük küresel turnuvalar düzenledikçe UEFA’nın millî takım ve kulüp organizasyonlarının takvimdeki alanı daralıyor. FIFA’nın turnuva sayısını, takım sayısını veya maç sıklığını artırması UEFA’nın yayın, sponsorluk ve ticari gelirlerini de etkileyebilir.

UEFA da kendi kulüp turnuvalarını son derece ticari bir yapı içinde yönetiyor. Şampiyonlar Ligi ve diğer Avrupa kupalarının yayın hakları, sponsorlukları ve formatları gelir artışı hedefiyle sürekli yeniden düzenleniyor. Bu nedenle yaşanan mücadele, bir tarafta tamamen saf futbolu savunan UEFA ile diğer tarafta yalnızca para peşinde koşan FIFA arasındaki basit bir karşıtlık değil.

Bununla birlikte FIFA’nın projesi önemli bir sınırı geçiyor. Yayın haklarının belirli bir süre için televizyon kuruluşlarına satılması ile turnuvaların gelecekteki gelirlerini yöneten şirketin hisselerinin özel sermayeye açılması aynı sonuçları doğurmuyor.

Yayıncı belirli bir dönem için içerik satın alırken hissedar şirketin değerinin ve kârının sürekli büyümesini bekliyor. Bu nedenle özel yatırımcıların varlığı, daha çok turnuva, daha çok maç, daha pahalı bilet, daha geniş sponsorluk alanı ve daha agresif yayın modelleri yönünde kalıcı bir baskı oluşturabilir.

Dünya futbolunda nükleer seçenek masaya konuldu

FIFA, gelecekte elde edeceği gelirlerin bir bölümünü özel sermayeden bugünden tahsil ederek federasyonlara dağıtmayı hedefliyor. Küçük ve gelir düzeyi düşük federasyonlar açısından 20 milyon dolarlık ek yatırım paketi, futbol altyapısını bütünüyle değiştirebilecek büyüklükte bir kaynak anlamına geliyor.

Ancak bu para karşılığında özel yatırımcılar Dünya Kupası ve diğer FIFA turnuvalarının ticari büyümesinden uzun vadeli pay elde edecek. Dünya Kupası’nın gelirlerini üreten yapının özel sermayeye açılması, FIFA’nın gelecekte daha fazla gelir yaratma zorunluluğunu da artıracak.

UEFA’nın boykot kararı FIFA üzerindeki en güçlü baskı aracı durumunda. Avrupa’sız bir Dünya Kupası’nın küresel ekonomik değerini koruması mümkün görünmüyor. Buna karşılık Avrupa ülkelerinin de Dünya Kupası’ndan uzun süre uzak kalması futbolcular, taraftarlar, sponsorlar ve yayın kuruluşları açısından ağır sonuçlar doğurabilir.

FIFA ile UEFA, böylece birbirlerine karşı kullanabilecekleri en sert araçları masaya koymuş durumda. FIFA projeyi geri çekmezse Avrupa takımları FIFA turnuvalarından çekilecek. UEFA boykotu uygularsa FIFA’nın en değerli organizasyonlarının sportif ve ekonomik bütünlüğü parçalanacak.

Krizin bundan sonraki yönünü, FIFA’nın 211 üyesi arasında yapılacak görüşmeler ve özellikle Asya, Afrika ve Güney Amerika federasyonlarının alacağı tutum belirleyecek. On federasyonun daha açık biçimde karşı cepheye geçmesi, projenin çoğunluk desteği almasını engelleyebilir. FIFA’nın yatırım modelini değiştirerek hisse satışı yerine borçlanma, uzun vadeli ticari ortaklık veya daha sınırlı bir sermaye modeli önermesi de olası seçenekler arasında bulunuyor.

Şimdilik iki taraf da geri adım atmış değil. Dünya futbolunun en değerli organizasyonu üzerindeki mücadele artık para paylaşımının ötesine geçerek, Dünya Kupası’nın ekonomik olarak kime ait olduğu sorusuna dönüşmüş durumda.