Genel

Yapay zeka Fenerbahçe–Beşiktaş derbisinde neyi doğru bildi, nerede yanıldı?

Fenerbahçe–Beşiktaş derbisinden birkaç gün önce iki takımın son maçlarından gelen verileri karşılaştırmış ve karşılaşmanın hangi alanlarda kazanılabileceğini anlamaya çalışmıştık. Sonuç tahminimiz Fenerbahçe lehineydi: Fenerbahçe’ye yüzde 44, beraberliğe yüzde 29, Beşiktaş’a yüzde 27 olasılık vermiş; en…

Fenerbahçe–Beşiktaş derbisinden birkaç gün önce iki takımın son maçlarından gelen verileri karşılaştırmış ve karşılaşmanın hangi alanlarda kazanılabileceğini anlamaya çalışmıştık. Sonuç tahminimiz Fenerbahçe lehineydi: Fenerbahçe’ye yüzde 44, beraberliğe yüzde 29, Beşiktaş’a yüzde 27 olasılık vermiş; en olası skor olarak da 2-1 Fenerbahçe galibiyetini göstermiştik. Bununla birlikte analiz yalnızca bir skor tahmininden ibaret değildi. Hangi takımın hangi oyunda avantaj sağlayacağını, hangi oyuncuların belirleyici olabileceğini ve maçın hangi taktik eşleşmeler çevresinde şekillenebileceğini de tarif etmiştik.

5 Eylül gecesi sahada bunun tam tersi bir sonuç çıktı: Fenerbahçe 26. dakikada Milan Škriniar ile öne geçti, Beşiktaş 38’de Rıdvan Yılmaz ile eşitliği sağladı ve 73’te Dušan Vlahović’in golüyle maçı 2-1 kazandı.

Dolayısıyla şimdi elimizde oldukça değerli bir imkân var: Maçtan sonra yeni bir hikâye uydurmak yerine, maçtan önce ne söylediğimizi gerçek maç verileriyle test edebiliriz.

Ve sonuç oldukça öğretici.

1. Skor tahmini yanlıştı; üstelik maç Fenerbahçe’nin değil Beşiktaş’ın hak ettiği tarafa gitti

En baştan bunun altını çizmek gerekiyor. 2-1 Fenerbahçe tahmini yaptık, maç 2-1 Beşiktaş bitti. Dolayısıyla skor tahmini yanlış.

Ama burada “futboldur, olur” diyerek kaçmak da doğru değil. Çünkü maçın üretim verileri Beşiktaş’ın galibiyetini yalnızca rastlantısal bir skor olarak göstermiyor.

Gerçek maçın temel istatistikleri şöyleydi:

  • Topa sahip olma: %50 – %50
  • xG: Fenerbahçe 0,59 – 1,75 Beşiktaş
  • Şut: 9 – 14
  • İsabetli şut: 2 – 6
  • Büyük fırsat: 1 – 4
  • Rakip ceza sahasında dokunuş: 13 – 27
  • Ceza sahası içinden şut: 3 – 9
  • Açık oyun xG: 0,27 – 1,62
  • xGOT: 0,86 – 2,24
    Bu rakamların ortaya çıkardığı şey net: Beşiktaş yalnızca tabelada kazanmadı; Fenerbahçe’den daha fazla ve daha kaliteli pozisyon üretti.

Dolayısıyla tahmin hatamızı “Fenerbahçe daha iyi oynadı ama Beşiktaş kazandı” diye açıklayamıyoruz. Tahmin modelimizin en fazla ağırlık verdiği bazı oyun eşleşmeleri gerçekten sahada beklediğimiz biçimde oluşmadı.

2. En büyük yanılgımız: Beşiktaş’ın geçiş savunmasındaki problemi fazla ağırlıklandırdık

Maç öncesindeki analizimizin merkezinde bir eşleşme vardı.

Fenerbahçe’nin son maçlarda en güçlü özelliklerinden biri, rakibin topu kaybettiği anda oluşan alanları hızla kullanabilmesiydi. Buna karşılık Beşiktaş’ın özellikle bekleri çıktığında ve takım boyu uzadığında savunmaya dönüşte sorun yaşayabileceğini görmüştük. Bu nedenle Fenerbahçe’nin güçlü yönüyle Beşiktaş’ın kırılganlığının aynı noktada buluşmasını Fenerbahçe lehine önemli bir avantaj olarak değerlendirmiştik.

Teşhisin teorik kısmı doğru olabilir. Ama tahmin açısından yaptığımız hata şuydu:

Bir takımın bir konuda zaafının bulunması ile rakibinin o zaafı sahada ortaya çıkarabilmesi aynı şey değildir.

Fenerbahçe bunu başaramadı.

En çarpıcı veri açık oyun xG’si:

Fenerbahçe: 0,27
Beşiktaş: 1,62

Fenerbahçe toplam dokuz şut çekmesine rağmen bunların yalnızca üçü ceza sahası içindendi. Rakip ceza sahasında sadece 13 dokunuş yaptı. Beşiktaş ise 27 dokunuş ve dokuz ceza sahası içi şut üretti.

Yani maç öncesinde Fenerbahçe’nin Beşiktaş’a yapmasını beklediğimiz şeyi, üretim kalitesi açısından Beşiktaş Fenerbahçe’ye yaptı.

Burada model açısından çıkarılacak önemli ders şu:

“Rakibin geçiş savunması kötü” verisinin yanında mutlaka “ben bu takımı ne sıklıkla geçiş savunmasına zorlayabiliyorum?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Biz birincisini gördük, ikincisine yeterince ağırlık vermedik.

3. Greenwood tahminimiz belirgin biçimde tutmadı

Maç öncesi yazıda özellikle Mason Greenwood üzerinde durmuştuk. Beşiktaş savunmasının geniş alanda yakalanması halinde Greenwood’un iç koridora yaptığı koşularının, bire bir yeteneğinin ve kendi şutunu yaratabilmesinin kritik olabileceğini düşünüyorduk.

Gerçek maçta Greenwood:

  • 3 şut çekti,
  • 0 isabetli şutta kaldı,
  • yalnızca 0,14 xG üretti,
  • 3 kez ceza sahasında topa dokundu,
  • dört çalım girişiminin ikisini başardı,
  • 58 kez topla buluştu,
  • %74 pas isabetinde kaldı,
  • 0,01 xA üretti,
  • hiç gol fırsatı yaratamadı.
    Yani oyunun merkezine yerleştirdiğimiz oyuncu maça doğrudan etki edemedi.

Bu yalnızca Greenwood’un kötü oynaması meselesi de değil. Greenwood’un istatistikleri Fenerbahçe’nin genel hücum sorununu temsil ediyor. Fenerbahçe topu hücum oyuncularına ulaştırdı ama bu buluşmaları kaliteli son aksiyonlara dönüştüremedi.

58 dokunuşa karşı 0,01 xA ve sıfır yaratılan fırsat, bunun oldukça temiz bir göstergesi.

4. Beşiktaş’ın Fenerbahçe’ye zarar verebileceği alanı ise oldukça doğru görmüşüz

Maç öncesi analizde Fenerbahçe’nin Konyaspor karşısında verdiği yüksek kaliteli pozisyonları ciddi bir uyarı kabul etmiştik. Aynı zamanda Beşiktaş’ın Çorum maçındaki 2,86 xG, beş büyük fırsat ve ceza sahası içindeki yükselen üretimini dikkate almıştık.

Buradaki soru şuydu:

Beşiktaş’ın hücumundaki bu kalite artışı gerçek mi, yoksa tek maçlık mı?

Derbi oldukça güçlü bir cevap verdi.

Beşiktaş:

1,75 xG, 14 şut, 6 isabetli şut, 4 büyük fırsat, 27 ceza sahası dokunuşu ve 9 ceza sahası içi şut üretti. Üstelik toplam xG’sinin 1,62’sini açık oyundan çıkardı.

Dolayısıyla maç öncesindeki Fenerbahçe savunması konusundaki uyarımız doğruydu.

Hatta tahmin modelindeki ağırlığı ters kursaydık belki sonuca daha fazla yaklaşabilirdik.

Biz kabaca:

Fenerbahçe’nin hücum gücü + Beşiktaş’ın geçiş zaafı

eşleşmesine,

Beşiktaş’ın yükselen hücum kalitesi + Fenerbahçe’nin verdiği kaliteli pozisyonlar

eşleşmesinden daha fazla önem verdik.

Maç ise ikinci eşleşmenin çok daha belirleyici olduğunu gösterdi.

5. Orkun Kökçü konusunda ana fikri doğru bildik ama mekanizmayı eksik tarif ettik

Maç öncesi analizimizin en isabetli bölümlerinden biri Orkun Kökçü ile ilgiliydi.

Derbinin görünmeyen düğümünün Vlahović–Škriniar düellosundan ziyade Kanté–Guendouzi’nin Orkun’u ne kadar sınırlandırabileceği olduğunu söylemiştik. Orkun’un rahat biçimde pas dağıtması halinde Beşiktaş’ın Fenerbahçe savunmasına ciddi zarar verebileceğini düşünüyorduk.

Sonuç?

Orkun:

  • 61 kez topla buluştu,
  • 31/38 pas yaptı: %82,
  • 4 gol fırsatı yarattı,
  • 0,43 xA üretti,
  • son üçte bire 7 pas gönderdi,
  • 8 ortasının 4’ünü isabet ettirdi,
  • 3 uzun pasının tamamında başarılı oldu,
  • ve en önemlisi Vlahović’in galibiyet golünün asistini yaptı.

Bu, maç öncesi analizimizin en kuvvetli doğrulamalarından biri.

Ancak çok enteresan bir ayrıntı var.

Orkun fiziksel mücadelelerde aslında hiç üstün değildi. Dokuz yer mücadelesinin yalnızca ikisini kazandı, sekiz mücadele kaybetti ve top çalma yapamadı. Kanté ise yedi mücadele kazanıp dört top çaldı.
Bu bize analiz açısından çok önemli bir şey söylüyor:

Kanté Orkun’u fiziksel mücadelede yenmiş olabilir; fakat Orkun’un oyuna etkisini ortadan kaldıramadı.

Biz “Orkun’u durdurmak” kavramını fazla ikili mücadele merkezli düşünmüşüz. Oysa yaratıcı bir orta saha oyuncusunu durdurmak, onu her düelloda yenmek anlamına gelmiyor. Orkun yalnızca birkaç doğru pasla dört fırsat yaratıp maçın galibiyet asistini verebildi.

Bu derbinin belki de en iyi analitik dersi bu.

6. Guendouzi–Kanté merkezi sağlamdı ama yaratıcı üstünlüğü ele geçiremedi

Kanté kötü oynamadı. Tam tersine bireysel savunma rakamları oldukça iyi.

Kanté’nin yedi mücadele kazanması, yer mücadelelerinde 6/8 başarı sağlaması ve dört top çalması güçlü rakamlar. Pas tarafında da 45/54 ile %83 isabet yakaladı.
Guendouzi de 28/31 pasla %90 isabet sağladı.

Ancak hücum üretimine baktığımızda ikili farklı bir tablo çiziyor. Guendouzi yalnızca bir fırsat yarattı ve xA’sı sıfırda kaldı; Kanté’nin xA’sı 0,02 idi.

Karşı tarafta yalnız Orkun 0,43 xA ve dört yaratılan fırsat üretti.

Dolayısıyla orta sahayı “kim daha çok mücadele kazandı?” üzerinden okursak Fenerbahçe’nin kötü olmadığını düşünebiliriz. Fakat “kim rakip kaleye kaliteli pas taşıdı?” dediğimiz anda Beşiktaş’ın avantajı ortaya çıkıyor.

7. Trossard ve Vlahović konusunda tahminimiz karşılığını buldu

Maç öncesinde Beşiktaş’ın hücumundaki iyileşmenin önemli nedenlerinden biri olarak Trossard–Orkun–Vlahović bağlantısını göstermiştik.

Derbide bu üç oyuncudan ikisi doğrudan gollerin hazırlayıcısı oldu, diğeri galibiyet golünü attı.

Trossard:

  • 1 asist,
  • 0,27 xA,
  • 2 yaratılan fırsat,
  • 34/42 pas,
  • 3 şut,
  • FotMob değerlendirmesi 8,0 ile maçın en yüksek puanlarından biri.

Vlahović ise:

  • 2 şut,
  • 2 isabetli şut,
  • 0,98 xG,
  • 1,34 xGOT,
  • bir gol,
  • bir büyük fırsat kaçırma

ile oynadı.

Burada da önemli bir ayrıntı var. Vlahović mücadele istatistiklerinde çok kötü: beş yer mücadelesinin hiçbirini kazanamadı ve toplam altı mücadele kaybetti.

Ama santrforun maç üzerindeki etkisini yalnızca mücadele kazanmak belirlemiyor.

Vlahović’in yaptığı şey başka:

Çok az topla buluşup çok yüksek kaliteli şut üretmek.

Sadece 22 top dokunuşuyla 0,98 xG’ye ulaşması bunun en açık örneği. Beşiktaş onu oyunu kuran oyuncudan çok, hücumun sonlandırıcısı olarak kullanmış görünüyor.

Ve bu görevini yaptı.

8. “İlk gol maçı belirler” düşüncemiz en ciddi şekilde sınavdan kaldı

Maç öncesi yazıda ilk golün oyunun biçimini keskin biçimde değiştirebileceğini söylemiştik.

Özellikle Fenerbahçe öne geçerse Beşiktaş’ın daha fazla oyuncuyla ileri çıkmak zorunda kalacağını, böylece geniş alanların oluşacağını ve Fenerbahçe’nin geçiş hücumunun ikinci gol şansını artıracağını düşünmüştük.

Test için bundan daha temiz bir senaryo olamazdı.

Fenerbahçe 26. dakikada 1-0 öne geçti.

Tahmin ettiğimiz şart tam olarak oluştu.

Ama beklediğimiz sonuç oluşmadı.

Beşiktaş yalnızca 12 dakika sonra beraberliği buldu. Daha sonra Fenerbahçe’nin açık alanda ikinci golü bulması bir yana, maçın daha kaliteli hücumlarını üretmeye devam eden taraf Beşiktaş oldu ve 73’te Vlahović ile öne geçti.

Dolayısıyla burada analizimizin koşullu zinciri kırıldı:

Fenerbahçe öne geçer → Beşiktaş açılır → Fenerbahçe geçiş bulur → Fenerbahçe ikinci gole yaklaşır

demiştik.

Gerçekte:

Fenerbahçe öne geçti → Beşiktaş hücum üretmeye devam etti → Fenerbahçe geçiş üretemedi → Beşiktaş beraberliği ve ardından ikinci golü buldu.

Bu, maç öncesi tahminimizin en açık yanlışlarından biri.

9. “Beşiktaş kontrol eder, Fenerbahçe tehdit üretir” beklentimiz de tersine döndü

Maç öncesi yazının sonunda olası senaryolardan birini, Beşiktaş’ın daha fazla topa sahip olduğu ama Fenerbahçe’nin daha az topla daha fazla tehdit ürettiği bir oyun olarak tarif etmiştik.

Gerçek maç bunun neredeyse tam karşıtı.

Topa sahip olma %50-%50.

Toplam paslar:

Fenerbahçe 419
Beşiktaş 415

İsabetli pas:

Fenerbahçe 342
Beşiktaş 345

Yani kontrol açısından neredeyse eşit bir maç var.

Ama rakip yarı sahadaki paslara baktığımızda Beşiktaş 168’e, Fenerbahçe 138’de kalıyor.

Ve tehdit rakamlarının tamamında Beşiktaş önde.

Dolayısıyla Beşiktaş bu maçta yalnızca “kontrol eden” taraf olmadı.

Kontrol ile tehdidi aynı anda üretti.

Biz iki takımın karakterlerini biraz fazla karşıtlaştırmışız: Fenerbahçe tehdit, Beşiktaş kontrol.

Derbi gösterdi ki Beşiktaş gerektiğinde ikisini birden yapabiliyor.

10. Fenerbahçe’nin kalecisinin dört kurtarış yapmak zorunda kalması eski uyarımızı doğruladı

Maç öncesinde Fenerbahçe’nin savunmasının tamamen güvenilir olmadığına dikkat çekmiştik. Konyaspor’un ürettiği yüksek xG ve büyük fırsat sayısını önemli görmüştük.

Derbide Ederson:

4 kurtarış yaptı, 2 gol yedi ve 2,24 xGOT ile karşılaştı.

Nübel ise yalnızca bir kurtarış yapmak zorunda kaldı.

Bu karşılaştırma çok şey söylüyor.

Fenerbahçe’nin savunma sorunu maçta tekrar ortaya çıktı; Beşiktaş’ın savunma sorunu ise bizim beklediğimiz ölçüde ortaya çıkmadı.

Yani maç öncesindeki iki savunma teşhisinden:

Fenerbahçe’nin kırılganlığı gerçekleşti.
Beşiktaş’ın geçiş kırılganlığı gerçekleşmedi.

Tahminin yönünü değiştiren fark büyük ölçüde burada.

11. Beşiktaş’ın hava ve orta üstünlüğünü yeterince hesaba katmamışız

Maç verisinde dikkat çeken başka bir alan da kanat ve hava topları.

Beşiktaş beş isabetli orta yaptı ve ortalarında %33 başarı sağladı. Fenerbahçe ise yalnızca bir isabetli ortada, %9’da kaldı.

Ayrıca hava mücadelelerinde:

Beşiktaş 14 – Fenerbahçe 9

ve Beşiktaş bu mücadelelerin %61’ini kazandı.

Özellikle Orkun’un tek başına 8 ortada 4 isabet bulması da önemli.

Dolayısıyla Beşiktaş’ın hücum tehdidini yalnızca merkezden veya Vlahović üzerinden tarif etmek de eksik kalmış.

Beşiktaş sahayı genişletebildi, ortaları kaliteli kullanabildi ve Fenerbahçe’nin savunmasına farklı yönlerden baskı kurabildi.

12. Peki analizimiz tamamen başarısız mıydı? Hayır. Ama ağırlıklandırması yanlıştı

Bu çalışma açısından en önemli ayrım bu.

Maç öncesinde söylediklerimizi ikiye ayırmak gerekiyor.

Doğru teşhisler:

Beşiktaş’ın son maçlarda ceza sahası içindeki üretim kalitesinin yükseldiğini doğru görmüşüz. Fenerbahçe savunmasının yüksek kaliteli pozisyon verebildiğini doğru görmüşüz. Orkun’un maçın kritik oyuncularından biri olabileceğini doğru görmüşüz. Trossard ve Vlahović’in hücum hattının Fenerbahçe’ye ciddi zarar verebileceğini doğru görmüşüz.

Bunların hemen tamamı maçta gerçekleşti.

Yanlış ağırlıklandırmalar:

Fenerbahçe’nin geçiş gücünün maçı belirleyeceğine fazla ağırlık vermişiz. Beşiktaş’ın geçiş savunmasındaki yapısal problemi bu maçta mutlaka ortaya çıkacakmış gibi değerlendirmişiz. Greenwood’un bu boşluklardan yararlanacağını varsaymışız. Fenerbahçe öne geçtiğinde maçın otomatik olarak kendi istediği alana taşınacağını düşünmüşüz.

Bunların hemen hiçbiri gerçekleşmedi.

Bu yüzden belki de tahminimizin temel hatasını tek cümleyle şöyle ifade etmek mümkün:

Beşiktaş’ın zaafını, Beşiktaş’ın gücünden daha fazla önemsedik; Fenerbahçe’nin gücünü de Fenerbahçe’nin zaafından daha fazla önemsedik.

Maç bunun tersini yaptı.

13. Tahmin modelinde bundan sonra neyi değiştirmek gerekiyor?

Bu maç, sonraki tahminler için birkaç önemli metodolojik ders bırakıyor.

Birincisi, bir takımın ortalama hücum üretimi tek başına yeterli değil. Fenerbahçe derbi öncesinde maç başına yaklaşık 2,34 xG ve 20’nin üzerinde şutluk bir hücum hacmi gösteriyordu. Derbide 0,59 xG ve dokuz şutta kaldı. Rakibin o üretimi nasıl bozabileceğini daha fazla hesaba katmak gerekiyor.

İkincisi, açık oyun xG’sini toplam xG’den daha fazla önemsemek gerekebilir. Fenerbahçe’nin bu maçtaki açık oyun xG’sinin yalnızca 0,27 olması gerçek hücum etkinliğinin ne kadar düşük kaldığını çok iyi gösteriyor.

Üçüncüsü, “zaaf” ile “zaafın tetiklenmesi” birbirinden ayrılmalı. Beşiktaş geçiş savunmasında sorun yaşayabilir; ama Fenerbahçe Beşiktaş’ı yeterince kötü geçiş pozisyonuna sokamıyorsa bunun maç tahminindeki değeri düşüyor.

Dördüncüsü, oyuncu eşleşmelerini ikili mücadele rakamlarına indirgememek gerekiyor. Kanté, Orkun karşısında mücadele açısından başarılıydı. Ama Orkun yine maçın en yaratıcı oyuncularından biri oldu.

Beşincisi, ilk golün etkisini deterministik düşünmemek gerekiyor. Fenerbahçe öne geçti ve tahmin ettiğimiz avantajlı skor durumu oluştu; ama bunun ömrü yalnızca 12 dakika sürdü.

Altıncısı ise belki en önemlisi:

Son maçlardan gelen yeni trendlerin yönünü doğru yakaladıysak, onların “tesadüf” olabileceğini varsayıp fazla düşük ağırlık vermemeliyiz.

Beşiktaş’ın Çorum maçındaki hücum sıçramasını fark etmiştik. Derbi, bunun en azından o an için gerçek bir gelişimin işareti olabileceğini gösterdi.

Sonuç: Yanlış skor, kısmen doğru teşhis, yanlış hiyerarşi

Maçtan önce Fenerbahçe’yi yüzde 44 ile favori göstermiş, Beşiktaş’a yüzde 27 kazanma ihtimali vermiştik. Burada bir şeyi de unutmamak gerekiyor: yüzde 27, “Beşiktaş kazanamaz” demek değildir. Yaklaşık her dört benzer senaryodan birinden biraz daha fazla Beşiktaş galibiyeti öngörmek demektir.

Dolayısıyla tek maçın sonucu olasılık modelinin matematiksel olarak yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Ama maçın nasıl oynandığı, modelin nerede problemli olduğunu gösterebilir.

Ve burada sorun açık.

Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ın geçiş savunmasına vereceği zararı fazla büyüttük. Beşiktaş’ın son dönemde yükselen hücum kalitesini ise görmemize rağmen yeterince ağırlıklandırmadık.

İşin ironik tarafı, maçın galibini belirleyen oyuncuları ve alanları aslında önceden büyük ölçüde işaret etmiş olmamız.

Orkun kritik dedik; galibiyet asistini yaptı.

Trossard tehlikeli dedik; ilk Beşiktaş golünün asistini yaptı.

Vlahović’in kaliteli pozisyonlarda fark yaratacağını söyledik; galibiyet golünü attı ve 0,98 xG üretti.

Fenerbahçe savunmasının yüksek kaliteli pozisyon verebileceğini söyledik; Beşiktaş dört büyük fırsat ve 1,75 xG üretti.

Sonra bütün bunları gördüğümüz halde tahmin terazisinin diğer kefesine Fenerbahçe’nin geçiş hücumunu koyduk ve onun daha ağır geleceğini düşündük.

Gelmedi.

Belki de bu derbinin tahmin açısından en güzel özeti bu:

Maçın parçalarının önemli bölümünü doğru gördük; parçaların hangisinin maçı belirleyeceğini yanlış seçtik.

Ve iyi veri analizinde asıl gelişme de tam burada başlıyor. Çünkü bir sonraki maçta yalnızca “hangi verileri gördük?” sorusunu değil, çok daha zor olan şu soruyu sormamız gerekiyor:

Gördüğümüz verilerin hangisi gerçekten sonucu belirleyecek kadar önemli?